Kartografya Nedir

Kartografya Nedir

Kartografya (Harita) Bilimi

Harita ve harita benzeri gösterimlerle iletilecek bilgileri toplama, bu bilgileri işleme (gösterime hazır etme), grafik işaretlerle haritada gösterme, harita basımı-kullanımı teknik bilimi ve sanatına “Kartografya”, bu bilim ile uğraşan kişilere de “Kartograf” denilmektedir.
Kartograflar yeryüzü üzerinde gördükleri gerçek objeleri ya da elde ettikleri bilgiler ile şekillendirdikleri konuları belirli kartografik kurallar çerçevesinde bir haritaya aktarırlar. Bu bilgilerin haritaya aktarılmasındaki amaç, haritaya aktarılan bilginin diğer insanlara ve kullanıcılara ulaştırılarak kartografik iletişimin sağlanmasıdır. Kartografların bu iletişimdeki amaçları, kendi düşüncelerinde şekillendirdikleri ve haritaya aktardıkları yeryüzü biçimi ile, herhangi bir kullanıcının o haritaya baktığında, zihninde oluşacak zihinsel (mental) haritanın mümkün mertebe örtüşmesidir. Bu kural kartografik iletişimin başlıca kuralıdır. Fakat bu iletişim hiçbir zaman tam olarak sağlanamaz, sarmal şekilde devam eder.
Harita, yeryüzünde ya da diğer gök cisimlerinde yer alan, doğal ya da yapay topografik objelerin (orman, nehir, otoyol, bina, ağaç, vb.) ya da mekansal ilişkisi bulunan konuların (hava kirliliği, gelir dağılımı, yağış oranı, vb.) belirli bir ölçek dahilinde, bir takım kartografik kurallar uygulanılarak 2 ya da 3 boyutlu bir yüzey (kağıt, cam, bilgisayar ekranı, kabartma yüzey, vb.) üzerine aktarılmasıdır.
Harita, bir ülkenin kartvizitidir. Haritanın bir estetik, bir güzellik sembolünün ve araziyi doğru olarak temsil etmesinin yanında, birçok proje çalışmasında altlık olarak kullanılması, birçok işlemde ilk başvurulacak kaynak olması ve haritasız hiçbir teknik projenin yapılamaması ve yürütülememesi haritanın ne denli önemli bir araç olduğunu göstermektedir.

İyi bir haritanın, haritası olduğu bölgedeki topografik objelerin geometrilerini ve ölçeğini harita projeksiyonunun izin verdiği ölçüde doğru vermesi gerekir. Ayrıca bu objelerle referans bilgilerinin de haritaya doğru aktarılmış olması, harita çerçevesi, üretim yılı ve üreten kişi ya da kurum bilgisi, varsa projeksiyonu, hangi işaret ya da rengin hangi topografik obje ya da bilgiyi gösterdiğini belirten işaretler tablosu (lejant) mutlaka bulunmalıdır. Günümüzde, haritalar bilimsel görselleştirme şekli olarak kabul edilmektedir. Haritalar işlediği konuya göre “Topografik haritalar” (yapay objelerin, akarsu ve durgun suların, arazi engebesinin, bitki örtüsünün gösterimini konu edinmiş haritalardır) ve “Tematik Haritalar” (Daha çok çevre ile ilişkisi olan ekonomi, tarım, meteoroloji, ulaştırma gibi konularda üretilmiş haritalardır) olarak ikiye ayrılır.
Haritacılık dünyanın en eski bilimlerinden biridir. İlk çağda yaşayan ve öncelikli amacı yaşamak için beslenmek olan insanlar, avlanma ve beslenme bölgelerini, kendilerince ortak bir işaret dili ile kayalara oyarak günümüz modern kartografyasına dair harita işaretlerinin temellerini atmışlardır. İnsanların bu yol ile iletişimi sözlü iletişimden çok daha eskilere dayanmaktadır. Bugün bilinen en eski harita benzeri kalıntının tarihinin M.Ö. 6200 olarak belirlenmesi, buna karşın yazının tarihinin M.Ö. 3000 olarak kabul edilmesi bu tezi destekleyici karakterdedir.
Üretilen harita denilebilecek yapıtlar, korunma güçlükleri ve genellikle arazide kullanılmaları dolayısı ile günümüze nadiren ulaşabilmiştir. Bu araçların insanlık tarafından ilk kullanılmaya başlanması M.Ö. 6200 yıllarına kadar uzanmaktadır. Babiller’den kalma bugüne intikal etmiş en eski harita olarak bilinen eser M.Ö. 3800 yıllarına aittir. Kil bir levha üzerine çizilmiş olan harita, Kerkük’ün güneydoğusunda bugün “Yorgan Tepe” olarak bilinen yöredeki Babil Şehri “Nuzi”’deki kazılarda ortaya çıkarılmıştır.